Beni sorma kalbim kırık, bir gün gülmedim.
Tekrar et gramofondaki parçayı, sende kalan benliğimle gör rüyalarını.
Dudaklarıma dokun, nefesimi hisset sadece. Bekle biraz, verdiğin sözleri tut bu gece.
Elini bana uzatsaydın tutardım, gelirdim yanına. Boş kalmış içki kadehimi tazeleyen o meşhur adam olurdun. Korkardım senden, ama severdim de. Ne güzel değil mi?
"Çok yorulmuşsun sen" dedi. Baktım yüzüne, baya da meraklı soruyor. Ciddi yani.... "Yoruldum tabii hayvan. Senin yüzünden. Ruhumu emdin resmen, çürtüttün!" dedim. Ve hiç beklemediğim bir cevap geldi. "Ben sana yorul demedim" Sonra bir güzel düşündüm. "Eee, ben ne diye çabalamıştım ki bu kadar? Ne diye emek vermiştim bu ayıya? Ayı dediğim adam için neden kendimi paralamıştım?" Gözlerime baktı. "Ne düşünüyorsun?" Salaktı bu adam, harbi salak. "Benim yorulmamamı mı istiyorsun?" Kafasını salladı, canııım! "Hadi şimdi git, arkandan el sallayayım. İnan bana zor da olsa yorgunluğum geçer. Belki biraz acı çekerim, yalan söylüyorum çok ama çok acı çekerim, her gece içerim ama sonra alışırım ve unuturum. Gitmeye devam etmezsen daha da yorulucam biliyorum, gözlerinin önünde ölmeyi gururuma yediremem"
Belki güneş yeniden doğacaktı, belki ay yine aydınlatacaktı geceyi, ben yeniden aşık olacaktım belkide... Ve bu durumda yeniden s*çacaktım ağzıma. Ama durdum ve dedim ki "Kızım Beste, çık alışverişe, s*ktir et her şeyi" .Sonra da alışverişe çıktım. Şimdi tek derdim 'şu elbisenin kırmızısını mı alayım, yoksa siyahını mı?'
Çok insan var. Hem de çok fazlalar. her yerde, her dinden, her ırktan, her dilden, her tenden, her renkten. Sadece bazıları kalbine dokunuyor. Rengi, dili fark etmeden. O yüzden bu kalabalığın içinde yalnızız sanırım... "Beni anlayacak o insan nerde?" diye bakınıyoruz. Metroyu da kaçırıyoruz.
Keşke kaburgalarımın içinde saklayabilsem seni. Sigarayı içime çekerken ciğerlerime giden, sen kokan katranlığı görsen. Sana acı çektirmek niyetinde değilim ama sanırım acı çekmek bende alışkanlık yaptı.
Zihnim bana oyun oynuyor. Saçma sapan rüyalarla uzaklaştırıyor beni senden. Başka bir adamla tanışsam, ondan da nefret ederim beni senden uzaklaştırıyor diye. Bunları anlattığıma bakma, aslında gereksiz cümleler. Ne oldu biliyor musun? Başka bir adam çıkageldi hayatıma. Ve dedim ki "zaten gideceksin, geç olmadan uğurlar olsun"
Kulağım patlarcasına duyuyorum sesini. İçimdeki sessizliğin arasında hem de. Sana nasıl alıştığımı unuttum, hatırlamıyorum. Belki de unutmak istedim. Belki de yine çelme taktım kalbime. Bak, hala kulağımda senin sesin var. Peki bir soru sorabilir miyim, sesler kesildiğinde gidecek misin?